Haber Detayı
28 Aralık 2020 - Pazartesi 21:42 Bu haber 1905 kez okundu
 
HERKES YAŞAMAK İÇİN YAŞARSA, TOPLUMDA HEM HUZUR HEM DE BEREKET OLUR
Hacılar Haber Gazetesinin bu ayki konuğu üçüncü nesil taş ustası ve renkli sosyal hayatı ile Fatih Özdoğan
Yaşam Haberi
HERKES YAŞAMAK İÇİN YAŞARSA, TOPLUMDA HEM HUZUR HEM DE BEREKET OLUR

HERKES YAŞAMAK İÇİN YAŞARSA, TOPLUMDA HEM HUZUR HEM DE BEREKET OLUR

Hacılar Haber Gazetesinin bu ayki konuğu üçüncü nesil taş ustası ve renkli sosyal hayatı ile  Fatih Özdoğan

FATİH BEY SİZİ TANIYA BİLİRMİYİZ. BU SANATA NASIL  BAŞLADINIZ?

1986 yılından bugüne taş işleme işi ile uğraşıyorum. Bu iş bizim dede mesleğimiz,  dedem Hacılar 'da ilk taş ustalarındanmış. tol, ötme diye tabir ettiğimiz kemer yaparmış. Rahmetli babam anatamirde uçak montaj bölümünde çalışırdı, geçirdiği bir rahatsızlıktan sonra bu işinden ayrılmak zorunda kalınca 1963 yılında dedemle beraber taş işine başlamış. Babam 1976 yılında mezar taşı ve mezar yapmak için bir iş yeri satın aldı. 1980'li yıllarda o zamanın şartlarında okuma şansım olmadığı için liseye devam edemedim. 1984 yılına kadar bakkallık, halıcılık yaptım. 1986 yılında askerden geldikten sonra baba mesleği olan taş işçiliğine başladım. O günden bugüne de bu mesleği devam ettirmekteyim.

 TAŞ HANGİ ALANLARDA KULLANILIYOR?

SEKTÖRDEKİ GELİŞMELER  HAKKINDA BİLĞİ VERİRMİSİNİZ?

Burada uzun yıllar mezar yapım işiyle sanata devam ettim. Taş iyi işlendiği zaman birçok alanda kullanılabilir tarih boyunca en güzel eserler taştan yapılmıştır. Bende iş yerimde çeşme, barbekü, şömine, taş duvar kaplaması ve bahçe duvarı gibi taş işçiliği olan birçok alanda faaliyet göstermekteyim. Ama bu yaptığımız ek işler de talep olsa da işçiliği biraz pahalı olduğu için genellikle gelir düzeyi yüksek kesimlere hitap etmektir. Erciyes'ten dolayı Kayseri'de çok çeşitli taşlar bulunmakta bazalt, tüf taşı, andezit ve mermer gibi birçok çeşitli taşlar ilimizde mevcut. Kayseri orta Anadolu'nun taş cenneti. Son yıllarda taş işçiliği büyük bir makineleşme yaşandı. Ama tesis kurma pahalı bir işi olduğu için biz buna ayak uyduramadık. Kayseri ve ilçelerinde yaklaşık 70 civarında taş işi yapan tesis bulunmakta. Eskiden taşlar elle kesilirdi ama yeni kurulan tesislerde bloklar halinde gelen taşlar makine ile işlenmekte. Bu sayede kullanım alanı da arttı haliyle bu işte ustalıktan çıkarak sermayesi olan insanların yaptığı bir meslek haline geldi.

TAŞ İŞÇİLİĞİNDE YENİ SANATKÂRLAR YETİŞİYOR MU?

Hayır yetişmiyor. Çünkü Türkiye'deki eğitim sistemi eski Usta-Çırak ilişkisine bitirdi. Bir çocuk liseyi bitirmeden eğitimine son veremiyor o zaman da 18 -19 yaşına geliyor ve sanat öğrenmesi imkânsız hale geliyor bunun yanında meslek okullarında da bu yönde doyurucu bir eğitim verilemiyor. Bunun için eskiden olduğu gibi ülkemizde gerçek manada zanaatkâr yetiştiği kanaatinde değilim bunun yanında meydana gelen bu boşluğu Suriyeli mülteciler doldurmaktalar. İleri ki yıllarda da biz bunun sıkıntısını ülke olarak çekeceğiz bundan sonra en basit arızaya bile çok büyük paralar vermek zorunda kalacağız, benim oto tamir işimi yapan bir ustam vardı. Yıllar önce şöyle demişti öyle bir gün gelecek ki 10 liraya parça alacaksın 20 liraya parçayı taktıracaksın derdi işte o günler geldi. İşçilik parçadan daha pahalı bir hale geldi çünkü eskisi gibi bir usta, kalfa, çırak ilişkisi kalmadı. yeni sanatkarlar yetişmiyor bunların yerini de Suriyeliler ve diğer mülteciler dolduruyor zaten Onlar da doğum oranı da oldukça fazla böyle giderse 30 yıla kalmaz bütün sanatkarlar bu mültecilerden oluşacak. Hacılar 'da işlenecek Taş cingitaş diye tabir edilen bazalt taşı oldukça fazladır işlemesi zor olmasına rağmen büyüklerimiz bu taşı büyük bir özveri ile işleyerek evlerini bu taşlardan yapmışlardır. ama teknolojinin ilerlemesi ile birlikte Kayseri'nin her tarafından Hacılar'a değişik taşlar gelmeye başladı. Ama bazalt taşının kendine has bir özelliği vardır ve biz buna sahip çıkamadık. Hacılar 'da evler betonarmeden yapılsa da dış kaplamalarında bu taşlar kullanılabilirdi Bu da Hacılara özgü bir mimari oluşmasını sağlardı tabii bu da yine maddiyatla mümkün her ne kadar beton işi ucuz olsa da estetik yönünden ilçeye bir katkısı olmamakta.

RENKLİ BİR YAŞAM FELSEFENİZ VAR YAŞAMAK SİZCE NEDİR ?

 2005 yılında Sigarayı Bıraktım sigarayı bıraktıktan sonra hayatında büyük bir değişim oldu Doğa sporlarıyla ilgilenmeye başladım. Yürümeye var yürüyüşle başladığım spora, dağcılık ve bisikletle devam ettim. alternatif spor dallarına da fırsat buldukça yapmaktayım yürüyüşe ilk başladığında 20-25 kilometrelik misafirleri yürüyordum ama yıllar geçtikçe bisiklet benim için daha uygun bir spor dalı oldu bisikletle Erciyes'in Yaylalarına gidiyorum Göller Dağı ve Lifos bölgesinde bulunan doğal parkurlarda bisikletle seyahat ediyorum. Dağcılıkta benim için önemli spor dallarından bir tanesiydi 15 sefer Erciyes'e tırmandım zirve yaptım. Bağcılıkla uğraşmak ise dede mesleği. Bağcılık yapmayı bir şeyler üretmeye de çok seviyorum benim mesleğimle sosyal yaşantım paralel değil. Tamamen birbirine zıt bir yaşantım var. bazen soruyorlar mesleğin ne? “mezarcı” bisiklete, biniyorum dağcılık yapıyorum millet ve bunu biraz yadırgıyor bir de giyim ve kuşamda farklı taşçı deyince dizi yamalı bir usta bekliyorlar, ama ben içimden geldiği gibi yaşamayı yani yaşamak için yaşamayı kendime felsefe edindim.  Günümüzde insanlar maddi bir takım şeyler elde etmek için yaşamlarından vazgeçiyorlar ömür gelip geçiyor bir hafta sonunu bile kendilerine ayırsınlar, doğada gezinti yapsınlar, bisikleti bilsinler, insanlarla sohbet etsinler ve en önemlisi kendilerine zaman ayırsınlar. Bu sitede 20'den fazla esnafız ben pazar günleri şartlar ne olursa olsun çok nadir çalışıyorum çünkü pazar günü ben ailemde vakit geçirmeliyim hayat işten ibaret değil. Alman felsefesinin severim onların şöyle bir felsefesi var 8 saat çalışma 8 saat istirahat 8 saat sosyal hayat bu felsefeyi uygulamaya gayret ediyorum. Özellikle yemek konusunda oldukça marifetli sayılırım dostlarımla bir araya gelip yemek yapıp onlarla yemeği de sohbet etmeyi de çok severim ama son günlerdeki virüs olayından sonra bu faaliyeti bize ara vermek zorunda kaldık. Bir salgın yaşamaktayız doğal yaşamın sağlıklı beslenmenin ne kadar önemli olduğunu gördük.

SİZCE  YAŞANAN PANDEMİDEN   BİR DERS ÇIKARDIK MI?

 Bence bu konuda pek başarılı olduğumuzu söyleyemeyiz. Sosyal yaşam, öncelikle bir kültür meselesi Ama bu da maddiyatla birbirine endeksli Türkiye'de gelirin büyük kısmı belli bir azınlığın uhdesinde. Vatandaşlarımızın büyük bir kısmı asgari ücretle, 2300 lira ile hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Bu yüzden sosyal faaliyet yapma imkânlı olamaz mesela bir bisiklete binmeyecek bisiklete binmek istese, bisikletin fiyatı en ucuz 2000 TL tabii bunun 90 bin liraya kadar satılanları var. Bu bir kültür yapabilir mi sen maddiyatın olsa yaparsın ama Büyük bir kısmımızın 2000 liralık bisikleti bile alacak maddi gücü yok bırakın bisiklete binmeyi, bu gelirle insanların hafta sonu evlerinden çıkmaları bile bir mucize yani iki üç insanın bir sosyal faaliyet yapması imkânsız görünüyor. Yani sosyalite ve kültür para ile doğru orantılı Hani bir söz vardır; “marifet iltifata tabiidir” bir insanın marifeti çok güzel, sanatı var, onu ne besler? Para besler. bu yüzden çağlar boyunca sanat, edebiyat, e-kültür faaliyetleri hep büyükşehirlerde olmuşlar. Çünkü büyükşehirlerde zenginler vardır. Zenginler de sanatçıları, sanatkârları hep desteklerler. Diğer türlü zanaatçı ve sanatçıların ayakta durması oldukça ama sanatçı ve zanaatkârlar bir toplumun temel taşlarıdır. Onlara sahip çıkmak çok önemli. Yine diyorum herkes yaşamak için yaşarsa toplumda hem huzur hem de bereket olur.

Kaynak: Editör: AHMET TANDOĞAN
Etiketler: HERKES, YAŞAMAK, İÇİN, YAŞARSA,, TOPLUMDA, HEM, HUZUR, HEM, DE, BEREKET, OLUR, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı